Kategori: Blog

Çocuklarla Uygulayabileceğiniz Kolay ve Eğlenceli Noel Etkinlikleri

 Caner & Christina K.

Doğuş Bayramı hepimiz için çok değerlidir. Bu güzel günü sevinçle kutlar, alçakgönüllü kurtarıcımızın aramıza gelişini bayram etkinlikleri ile tatlandırırız. Birçok etkinlik hazırladınız, ama çocuklar olmadan kutlamak doğru mu? 😊 Haydi! Bakalım çocuklarımız ile hangi gösterileri beraber hazırlayıp sunabiliriz.

Mini Opera:

Çocuklarımızın zaten aşina oldukları Doğuş Bayramı şarkılarını ( Timoteos Doğuş İlahileri ) aşağıdaki örnek gibi parçalayıp ekibinize göre uyarlayarak çok eğlenceli bir gösteri hazırlayabilirsiniz.

“Kalbimdeki Armağanları”

1. Çocuk
Kalbimdeki armağanları Rab İsa’ya veririm,
Her zaman şükredip söylerim kralımıza.

Tüm Çocuklar
/ Sevinçler, övgüler, şükranlar ve sevgi armağanı verdi. /

2.Çocuk
Gümüş ve altından daha değerli onlar
Yüreğimden söylerim övgü ve ezgilerimi.

Tüm Çocuklar
/ Sevinçler, Övgüler, Şükranlar ve sevgi armağanı verdi. /

1. ve 2. Çocuk Düet
Yıldızlar, tüm Dünya, her şey O’na aittir.
Rab’bin en çok sevdiği çocukların armağanı.

Tüm Çocuklar
/ Sevinçler, övgüler, şükranlar ve sevgi armağanı verdi. /

Mini Orkestra 1:

Hocalarımızın veya Ergenç kardeşlerimizin de yardımı ile elimizdeki enstrümanları kullanarak “Sakin Gece” şarkısını çalabiliriz. Aşağıdaki örnek videoda göreceğiniz basit ve yavaş nota adımlarını izleyerek ekibiniz ile kısa bir gösteri yapabilirsiniz.

Sakin Gece Eğitim Videosu

Mini Orkestra 2:

Boomwackers veya Müzik Zilleri kullanıp ve aşağıdaki basit nota adımlarını pratik ederek “Sevin Dünya” şarkısını ekibimizle gösteri haline getirebiliriz.

Sevin Dünya Eğitim Videosu

Kukla Tiyatrosu:

Bu gösteri için;
► Var olan kuklalarınızı kullanabilir, yeni kuklalar alabilir, basit bez kuklalar dikebilir veya Timoteos’dan isteyebilirsiniz.
► Kendiniz 2-3 dakikalık basit metinler yazabilir veya Timoteos’dan isteyebilirsiniz.
► Sahne için, zamanınız ve imkânınız varsa karton kutuları boyayıp evler, çadırlar, bulutlar yaparak bir atmosfer yaratabilirsiniz veya uzunca bir örtüyü uygun iki duvara bağlayarak kuklaları üstünden konuşturabilirsiniz.
► Sözleri ezberleyebilir veya uygun koşullarda kağıtlardan okuyabilirsiniz.

Örnek Metin:
1.Çoban : Hey hey! Arkadaşlar bu gece gökyüzü ne kadar güzel.
2.Çoban : ( kafasını yukarı kaldırır ) uUuu, Haklısın dikkat etmemiştim, gerçekten de bu gece yıldızlar çok güzel parlıyor.
Koyun : Meee!
1.Çoban: Bir şey mi dedin sarı kız?
Koyun: MeeEeeğhee! ( heyecanlı bir şekilde )
3.Çoban : Anlamadım, ama sanırım O’da gökyüzünü beğenmiş.

Şiir & Ezber Ayeti:

Şiir konusunda yetenekli Çocuk ve Ergençlerimiz ile bir tema belirleyerek ( örnek : Umut ) 2-3 dakikalık Doğuş bayramı şiiri yazılıp sunulabilir. Başka bir yöntem de ekibinize uygun ayetlerden birisini ezberleterek alakalı bir arka plan müziği ile sunulabilir.

Pazar Okulunun Tarihi – Türkiye

Kilisede Çocuk Hizmeti Tarihi – Parça 3 | Türkiye

    Serkan Song ve Caner Kaman


Türkiye’deki Pazar Okulu

1961 yıllarında Türkiye’deki kilisede Pazar okulunun olduğuna dair bir bilgi yoktur. Fakat 1970 yılından itibaren yabancı kardeşler sayesinde Pazar okulu başladı.
Araştırmamıza göre şu an Türkiye’de yaklaşık 180 kilise vardır. 180 kiliseden yaklaşık 80 kilisede Pazar okulu bulunuyor.

Kiliselerdeki çocuk sayısı az ve materyalleri bulmak kolay olmadığından Pazar okulunda hizmet eden öğretmenler zorluk çekiyor. Türkiye’deki kilisenin büyümesi ve geleceği için tüm kilisenin ve imanlıların Pazar okulunda hizmet etme konusunda ilgi ve desteğine ihtiyaç vardır.

Tükiye’deki Pazar Okulunun Gelişmesi İçin;

– Kiliselerde çocuklar için eğitim alanlarının düşünülmesi ve kurulması,

– Sadece zaman geçirmek için çocukları oylamak yerine düzgün ve sistemli bir eğitim ile öğrenimlerine destek verilmesi,

– Eğitmen olarak hizmet edecek kişilerin kimse olmadığı bahanesi ile değil adanmış ve bu konuda istekli olması Çok önemli ve gereklidir.

 Bir sonraki yazımız: Pazar Oklunun Önemi. ( çocuk hizmetinin önemi ) Okumak için blog sayfamızı takip edebilirsiniz.

 timoteos.iletisim@gmail.com E-Posta grubumuza dahil olarak bir çok yenilikten haberdar olabilirsiniz. ( Bize ulaşın sizi ekleyelim )

6 ~ 11 Yaş Çocuklar İçin Eğlenceli Müzik Eğitim Aktiviteleri

6 ~ 11 Yaş Çocuklar İçin Eğlenceli Müzik Eğitim Aktiviteleri

 Timoteos | Christina E. R.


Çocuklar bedenlerini ve zihinlerini müzikle ilişkilendirdiklerinde koordinasyonlarını, dengelerini, konsantrasyonlarını ve bilişsel yeteneklerini geliştirebilirler. İşte çocuklarınıza müzik öğrenirken eğlenmelerine yardımcı olacak bazı eğlenceli müzikal aktiviteler.

1. Paraşüt Oyunu

Küçük bir battaniye veya örtü kullanarak çocukların tüm köşelerden tutmasını sağlayınız. Küçük topları yukarı ve aşağı kaldırarak müziğin ritmini takip edin. Bu, çocuklara farklı şarkıların (nazik / yumuşak, yavaş, tempo, hızlı vb.) dinamiklerini hissetmelerini ve anlamalarını öğretmeye yardımcı olur.

2.Ritim Oyunu

Hızlı bir şarkı çalın ve şarkı durana kadar ve herkes donana kadar bir daire içinde koşun. Bir tef veya çıngırak da kullanılabilir. Bu, çocukların bedenlerini müzikle birlikte hareket ettirme, beyindeki motor mekanizmayı geliştirme ve kulağın tonal gelişimine yardımcı olur.

Link: Ritim Oyunu Videolu Örnek

3. Tempo Oyunu

Bir çocuk ilahisi veya şarkısı açın. Arka planda daha bas olan tempo seslerini fark edin. Davul, zil , bas gitar vb. Sesler. Bu sesleri takip ederek çocuk ile tam tersi yönde el çakışması yaparak ritimleri yakalamayı deneyin. Başarısız oldukça tekrar baştan yapın.

4. Bardaklarla Müzik Yapma Oyunu

İki bardağı enstrüman gibi kullanarak, belir bir şarkıyı takip edebilirsiniz veya kendiniz basit bir şarkı yazarak bardaklarınızla bu şarkıyı çalabilirsiniz, çalıyormuş gibi ritimleri, tempoları takip ederek ton kaçırmadan çocuklarınızla büyük enstrümanlar öncesi pratikler yapabilirsiniz.

Link : Bardaklarla Müzik Yap Videolu Örnek

ve unutmayın, bu oyunları oynarken mükemmel bir şekilde yapmaktan endişe etmeyin.
En önemli şey eğlenmektir! 🙂

Sosyal Medya Tembellik İlkesi Nedir?

Sosyal Medya Tembellik İlkesi Nedir?

 Timoteos | Caner Kaman


Yaşamımız boyunca bizi yoran ve bize kolaylık sağlayan bazı aletler, eylemler vardır.

Tembellik veya kolay yolu seçme ilkesi yapılan işin / eylemin ne kadar yorucu olup olmadığına bağlı olarak kendisini gösterir.

Örnek: Bir merdiveni çıkmak zordur ama inmek kolaydır. İniş yapacağınız zaman üşengeçlik duygusu hissetmezsiniz ama tekrar geri tırmanma duygusu başlangıç hareketini engelleyebilir. Bu yüzden mümkünse hızlı bir yolla istediğim yere geri gelebilmeliyim.

” Hiç fark ettiniz mi? Sosyal mecraların hepsinde; görseller, yazılar, görüntüler hep aşağı doğru ilerler. Bu size merdiven inme hissini yaşatır ve kolay gelir.

Bir takım şirketlerin, uzmanları tarafından en uygun vücut hareketleri bile incelenir ve en uygun el hareketi, en uygun parmak gibi komik gelebilecek ama gerçek dinamikler size sunulmadan önce düşünülmüştür.

Sosyal Medya Tembellik İlkesinde Dikkat Çeken Uygulamalar;

– Zaman tünellerinin her zaman aşağı doğru akması.

– Anasayfa kısayol düğmelerini bolca etrafa eklemek

– Yapak zeka ile sürekli kişiye özel yenilemeler göstermek.

– Anasayfa düğmelerini bolca eklemek giriş çıkışlarınızı eve hızlıca dönmenizi sağlamak içindir.

– Sürekli kişiye özel yenimeler göstermek kişinin sevdiği paylaşımlar ile eğlenerek sürekli uygulamaya bağlı kalmasını veya seçimlerini daha kolay yapmasını sağlamak içindir.

Her yaştan bir çok kişinin severek kullandığı “Netflix” uygulaması sahip olduğu içerikleri her kullanıcıya farklı kapak resimleri ile göstererek izleyicinin dikkatini çekmek ve zamanını bir film izleyerek geçirmesini arzu eder.

“Sosyal Medya Tembellik İlkesine kanmayarak zamanımızı değerli kullanalım.”

Pazar Okulunun Tarihi – Amerika

Kilisede Çocuk Hizmeti Tarihi – Parça 2

 Timoteos | Serkan Song

2. Amerika’daki Pazar Okulu

Amerika’da ilk kilise çocuk hizmeti 1785 yılında Güney Virginia’da başladı. O dönemde Amerika’da birkaç eğitim kurumu vardı. Ama bunlar asiller veya zenginler için kurulan eğitim kurumlarıydı. Dolayısı ile normal halk ve fakirler için eğitim fırsatı yoktu. Bu durumda Pazar okulu başladı.

Amerika’nın Pazar okulu İngiltere gibi kilise dışında 1785 yılında Virginia’da Willim Elliott adlı kişi tarafından başlatıldı. Elliott kendi çocuklarını ve çiftliğinde çalışan kölelerin çocuklarını eğitmek için her Pazar akşamı eğitim vermeye başladı. İşte bu, Amerika’daki Pazar okulunun başlangıcı oldu. Burada Kutsal Kitap ders kitabı olarak kullandı. Öğrenci ile öğretmen Kutsal Kitap’ı birlikte okuyup yorumladı ve ezberledi. Ondan sonra 1801 yılında Burton-Oak, Grove Methodist Kilisesi’nde toplanmaya başladı. Elliott Pazar okulunun ilk müdürü olarak seçildi. Daha sonra Amerika’nın her ilinde ve her kilisede Pazar okulu başladı.

Böylece 20. yüzyılda ilk aşamada ‘hafta içi kilise okulu’ ve ‘tatil kilise okulu’ (tatil gezileri) başladı. Bu program haftada 5 gün ve her gün 3 saat sürdü. İçeriğinde ibadet, Kutsal Kitap eğitimi, Kutsal Kitap ezberlemesi, kilise eğitimi, müzik, oyun ve tiyatro gibi çeşitli programlar vardı. Buna benzer Türkiye’de de ‘Yaz tatil gezileri’, ‘Aile kampları’, ‘Konferanslar’ gibi çeşitli programlar sunulmaktadır. Amerika’daki Pazar okulu hem kilisenin büyümesinde hem de Amerika Birleşik Devleti’nin gelişmesinde etkili oldu.

Pazar okulunun büyümesiyle ders kitabı da geliştirildi. 1823 yılından 1870 yılına kadar Kutsal Kitap öğretmek için herhangi bir ders kitabı yoktu. Kutsal Kitap’tan bir ayet seçilip öğretiliyor ve ezberletiliyordu. 1872 yılında Vincent adlı bir kişi birleşik ders kitabını yayımladı. Bu birleşik ders kitabı 6 yıl sürecek bir çalışmaydı. 6 yılda Kutsal Kitap’ın tümünü öğretmek üzere tasarlandı. Bundan sonra 1895 yılında basamak (sınıf) ders kitabı yayımlandı. Her yıl yaşa göre Kutsal Kitap’ı öğrenebilmek için tasarlandı. 1960 yılından sonra artık mezheplere göre uygun ders kitabı yayımlanmaya başlandı.

 Bir sonraki yazımız: 3. Türkiye’deki Pazar Okulu tarihi. Okumak için blog sayfamızı takip edebilirsiniz.

 timoteos.iletisim@gmail.com E-Posta grubumuza dahil olarak bir çok yenilikten haberdar olabilirsiniz. ( Bize ulaşın sizi ekleyelim )

Doğanın Sesleri

Doğanın Sesleri

Timoteos | Christina E. R.


Bir önceki yazımızda etrafımızdaki gürültünün zararlı etkilerinden bahsetmiştik. Ancak bizi önemli ölçüde olumlu etkileyen müziklerde vardır. “Doğanın Müziği”.

Suyun, ateşin, rüzgarın veya fırtınanın sesini dinlediğimizde bu bizi çevremizdeki yaratılışla buluşturur ve bir huzur, dinlenme, hatta güvenlik ve rahatlık hissi uyandırır.

Sosyalleşmek fiziksel ve ruhsal sağlığımız için genellikle iyidir, Başka seslerden, müziklerden yada bulunduğumuz ortamlarda sıkıldığımız zaman alternatif bir çare olarak kitap okumak veya önceden kaydedilmiş doğa seslerini açmak bizi rahatlatabilir ve başka bir yerde olduğumuzu düşündürebilir.

Çoğu Spa ( hamam) , bir dinlenme ve rahatlama hissi yaratmak için su seslerini kullanır. Geceleri bir ateş çıtırtısının sesini açmak, beynimizi sıcaklık, güvenlik ve rahatlık duygusuyla tetiklediğinden bizi uykuya hazırlamaya yardımcı olabilir. Gece seslerini… baykuşların ötmesi ve cırcır böceği cıvıltıları, zihnimizi ve bedenimizi gece dinlenmeye daha iyi hazırlayacak şekilde meşgul etmeye de yardımcı olabilir. İnsanlar özellikle sabah uyandığında kuşların şarkı söylercesine, ötmesinin enerji ve olumlu düşünceler verdiğini keşfetti.

Belki de aynı müziği defalarca dinlemekten bıktınız ya da etrafınızdaki sesler sizi yormuş olabilir. Tanrı tüm doğayı yarattı ve onu dinlemek için geri adım atmak, koşullarımızın ötesine geçmemize, sinir sistemimizi sakinleştirmemize ve çevremizdeki dünyanın güzelliğini takdir etmemize olanak tanır.

Romalılar 1: 19-20 :
Çünkü Tanrı’ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı’nın görünmeyen nitelikleri sonsuz gücü ve Tanrılığı dünya yaratılalı beri O’nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir.

Doğru Bilgisayar Kullanımı

Doğru Bilgisayar Kullanımı

Timoteos | Caner Kaman


*Bilgisayar ve sistemleri ile aranız nasıl? Elinizdeki cihazları yeterince verimli ve uzun soluklu kullanabiliyor musunuz? Haydi buna konuya bir bakalım…

Tüm dünyada bilgisayar ve sistemleri şu üç ana seviyede kullanır.

1- Temel Seviye Kullanım.

2- Orta Seviye Kullanım.

3- İleri Seviye Kullanım.

Not : Bu yazımızda, Temel seviye bilgisayar kullanımı detaylarına bakacağız. Diğer yazılarımızı okuyarak orta ve ileri seviye bilgisayar kullanımı ve sistemleri hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Kısa özet: Bilgisayar Nedir?

Evrensel hitap ediliş şekli “Computer” olan bu cihaz Türkçeye harika bir kelime bütünü ile çevrilmiştir. “Bilgisayar” , normalde Kore vb. Asya ülkeleri kendi dillerinde bir kelime kullanmak yerine halen “Computer” diye seslenir. Bilgisayar kelimesinin de açıkça belirttiği gibi bilgi yani “Veri” giriş, çıkışlarını sayan, kontrol eden, transfer eden cihazdır. Tabi ki ilk çıktığı günden bu güne inanılmaz bir değişim geçiren bilgisayar halen aslında bilgi saymakta ve bu bilgileri sayısal açıdan 0 veya 1 sonuçlarından çıkmayan ( Assembly ) dili üzerinden görsel sonuçlara çevirmektedir. Bizde bu görsel sonuçları kullanarak; oyun oynarız, internette gezeriz, resim çekeriz vb. tüm dijital içerikleri üretir, tüketir, kullanır ve saklarız. Bilgisayar ve sistemleri denilince, 2000 yıllarından sonra çokça gelişen yazıcılar, tarayıcılar, kameralar vb. ürünleri de sisteme ekleriz. Hatta adeta artık bilgisayarın kendi uzuvlarından olmuştur.

Örnek : Bir fotoğrafınız olsun ve adı “Ailem” olsun. Bu görsel bilgisayar için : 0010111010001 gibi sayısal bir değer taşıyor olabilir ve siz fark etmeden bu bilgi aslında sayılmış ve saklanmış olur. Bu ve benzeri işlemleri başaran, üstün algoritma yapısına sahip cihaza bilgisayar diyoruz.

İlginç Bazı Bilgiler;

  • İlk bilgisayarın sahip olduğu tek yetenek verilen iki sayıyı toplamak ve çıkartmaktı.
  • İlk bilgisayar bir oda büyüklüğündeydi. Kabloları, elektrik sağlayıcısı bir insan büyüklüğüne yakındı.
  • Bilgisayar İnternetin keşfinden sonra popüler ve ünlü bir makine olmuştur. Tek başına “Daktilodan” öteye gidemezdi.

Temel Seviye Bilgisayar Kullanımı nedir, Kullanıcıları kimlerdir?

Basit kullanım / kullananlar denildiğinde aklımıza ilk önce amatör cihazlar veya amatör kişiler gelmemeli. Aslında bu kullanım düzeyi mesleki bir alanı veya sahip olunan dijitalleşme ihtiyacını anlatır.

Örnek: Sistem olarak AMD R3 veya İntel İ3 üzerinden sistem kurulmuş bir bilgisayar ile lise, Üniversite derslerine çalışmak, arkadaşlarla vakit geçirmek, İnternetten dünya ve ülke haberlerini takip etmek, bazı oyunlar oynamak ve dosya transferi yapmak mümkündür.

İleri seviye uzmanlık gerektirecek “2D & 3D Çizim, Tasarım, Video montaj, Sosyal Medya Yayıncılığı” gibi işlerle uğraşmıyorsanız. Siz Temel seviyede bir kullanıcısınız ve basit bir sistemde çalışmak sizin için daha sağlıklı olacaktır.

“Bilgisizce kullanılan aşırı hız ve yüksek teknoloji kötü bir seçim olabilir çünkü kontrol edemezsiniz. Kontrol edemediğiniz her şey de size kaza yaptırır.”

Yararları:

– Maddi açıdan sisteminiz daha ucuz olur.

– Seviyenizden fazlasını yapamazsınız ve böylece gerçek sosyal yaşam için zaman kazanırsınız.

– Kendinizi daha iyisini yapmak, yüksek sistem almak, kullanmak adına motive edersiniz ve geliştirirsiniz.

Zararları:

– Fırsat denilecek ve kabul ettiğiniz görev / iş için sisteminiz yeterli olmayabilir, hazırlıksız hissedebilirsiniz.

– Profesyonel hayatta iş bulmakta zorlanırsınız.

– Oturma pozisyonunuz hatalı olabilir ve vücut kemiklerinizin pozisyonu zamanla bozulur.

– Bilgisayar bağlantılı sistemleri bilmezsiniz, anlamazsınız. ( yazıcılar, tarayıcılar, kameralar vb.)

Tavsiye: Konu ile alakalı problemler yaşıyor veya daha da gelişmek istiyorsanız. İletişim sayfasından bize mail gönderebilirsiniz.

Pazar Okulunun Tarihi – Avrupa

Kilisede Çocuk Hizmeti Tarihi – Parça 1

  Timoteos | Serkan Song

1. Avrupa’daki Pazar Okulu ( Kilise Çocuk Hizmeti)
Kilise’de Pazar okulu (kilise çocuk hizmeti) kavramı ilk olarak İngiltere’de başladı. Avrupa’da Orta Çağ ve reform arasındaki tarih, yani 15. ve 16. yüzyıllar arasındaki tarih Rönesans dönemiydi. Rönesans döneminden sonra 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa sanayi devrimi dönemi başladı. Sanayi devriminin etkisiyle kentleşme ve nüfus artışı gibi sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemde İngiltere’de Robert Raikes yetişkinlere müjdeyi duyurup eğitim vererek durumu değiştirmek istedi ama bunun çok zor olduğunu kavradı. Dolayısı ile çocuklarla ilgilenmeye başladı. 1780 yılında yoksul çocukları, yani 6 ve 14 yaş arasındaki çocukları Pazar günleri saat 10-12 arası ve 13:00-15:30 arası toplayıp onlara okuma, yazma, matematik ve Kutsal Kitap öğretmeye başladı.

İşte bu, Pazar okulunun, yani kilise çocuk hizmetinin başlangıcı oldu. O dönemde kiliseler bile bunun dünyasal bir yöntem oldu20 Kilisede Çocuk Hizmetini Anlamak ğunu söyleyerek karşı çıktılar fakat o çocukları toplamaya ve öğretmeye devam etti. 7 yıl sonra, yani 1787 yılında Pazar okulunun çocuk sayısı 250,000 kişiye ulaştı. 1811 yılında 400,000 kişi oldu. Daha sonra 1831 yılında Pazar okulu çocuk sayısı 1,250,000 kişiye ulaştı. Sanayi devrimiyle birlikte İngiltere’de başlayan Pazar okulu bütün Avrupa’ya yayılmaya başladı. 1834 yılında Almaya’da 9,000 Pazar okulu, 1851 yılında İsveç’te 7,000 Pazar okulu ve 1865 yılında Holanda’da 2,000 Pazar okulu açıldı. Pazar okulunun büyümesi kilisenin büyümesinde büyük etkisi oldu. Avrupa’daki kilisenin gerçek uyanışı Pazar okulu sayesinde başladı.

2. Amerika’daki Pazar Okulu Tarihi

3. Türkiye’deki Pazar Okulu Tarihi

 2. ve 3. yazılarımızı bir sonraki makalemizde okuyabilirsiniz.

Sessizlikte Seni Beklerken

Sessizlikte Seni Beklerken

Timoteos | Christina E. R.


Sessizliğin neredeyse imkansız olduğu aşırı uyarılmış bir dünyada yaşıyoruz. Trafiğin sesi, konuşan insanlar, hayvanlar ve hatta teknoloji sürekli bizi bombalıyor. Kaostan kaçmak için birçok insan, özellikle Ergenler ve gençler, müzik dinleyerek “bağlanarak” ve çevrelerindeki dünyadan kaçamaya çalışır. Bununla ilgili sorun tam olarak şu ki, etrafımızdaki dünyayla bağlantımız kopuyor ve adeta bir uyuşturucu gibi müzik aracılığıyla “kaçıyoruz”. Genç neslin çoğu, dünyanın seslerini duymaktan aciz kaldı.

Bağımlılığın basit bir tanımı, “bir şeyi tekrar tekrar yapmak, kullanmak veya zevk almak için güçlü bir eğilimdir. İnsanlar herhangi bir maddeye veya duruma bağımlı hale geldiğinde bu bir bağımlılık haline gelir. Kesinlikle müzik, stres ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olmak için kullanılabilir. Ancak dikkatli olmazsak, sağlıksız bir başa çıkma mekanizması haline gelebilir. Müzik git gide günü ayakta geçirmek için kullandığımız koltuk değneği haline geliyor. Çoğu zaman onları kendi düşüncelerimizden ve hatta Tanrı’nın sesinden kaçınmak için kullanırız.

“Why then can one desire too much of a good thing?”

William Shakespeare

Bunun yerine, dinlenmenin veya rahatlamanın daha sağlıklı bir yolu sessizce oturmayı öğrenmektir. Aslında, İsa Mesihi takip eden bir kardeş rahatça anlayacaktır ki sessiz kalmayı öğrenmek Tanrı ile olan ilişkimizi daha da güçlendirecektir.

Mezmurlar 37 : 7 “Rabbin önünde sakin ol ve onu sabırla bekle”

Bağlantıyı sağlıklı bir şekilde sağlamak için zaman ayırdığımızda aslında kendimiz için özel bir etkinlik yapmış oluyoruz. Bizi yaratan ile bire bir vakit geçirmek tüm yaşantınıza olumlu yansıyacaktır.

 ama nasıl? Doğada bir yürüyüş veya sessiz bir oda, tok bir karın ve sadece Tanrı’ya aç bir yürek ile kendinize biraz zaman ayırın, tüm “sesleri” kapatın ve sessizce oturmayı öğrenin. Günde sadece birkaç dakika bile önemli bir etkiye sahip olabilir.

Esenlikler…

Sosyal Medya’da Işık Olmak

Timoteos | Caner Kaman

Merhaba değerli okur, Karanlığa Işık olmak ister misiniz?

Unutmayalım ki sadece belli bir binanın içinde hizmet ederek veya kutsal metinleri en çok okuyan kişiler olduğumuzda, Işık olmaya yaklaşmıyoruz. Ancak Nerede, ne yaparsak yapalım doğru bir ahlak ve çizgisinden şaşmaz bir inanç ile yaptığımızda Işık olma arzusuna daha da yakınlaşacağız. Bunları “Bilişim ve Teknolojileri” alanında paylaşma sebebim; kendimizi en rahat, en denetimsiz veya günah işlemeye en müsait bıraktığımız yer maalesef “Sosyal Medya” platformlarıdır.  O zaman temelde şu soru ile başlayalım;

Sosyal Medya Nedir?

İnternetin bulunması, insanların sosyalleşmesini istemekten çok insanların birbirlerini daha kolay öldürmesi temeline dayanır. II.Dünya savaşı sona ererken savaş çıkmaz sokak niteliğinde bir yere ulaşır, daha kolay yer tespiti, haberleşme ve gizli dosya transferleri gibi başlıklar yönetimlerce popüler olmaya başlar. Zamanın mühendisleri ve matematikçileri ilk bilgisayarın temellerini atar. Sonrasında kolay haberleşme daha popüler olur ve diğer bilgisayar işlevlerin arasından sıyrılarak kendisini Dünya’ya gösterir. Bu icadın büyük bir alışveriş ( marketing ) tarafı olduğunu fark eden beyinler yavaş yavaş “sosyal medya” diye adlandırdığımız ortak iletişim ve haberleşme platformlarını kurar.

Gittikçe ilgi gören ve büyüyen sosyal medya ortak iletişim ve haberleşme platformları, telefonun da gelişmesi ile daha eğlenceli ve vazgeçilmez bir noktaya ulaşır. İlk amacı insanları daha kolay öldürmek olan ağ bağlantıları şimdilerde bizim dostumuz ve kişisel analiz asistanımıza dönüşmüştür. Bu analizlere örnek şunlardır; kaç kişi beni beğendi? Kaç kişi beni gördü? Ne zaman O’nun kadar iyi olabilirim? Peki…

Sosyal Medya’da ki Karanlık Nerede, Problem nedir?

  • Sahte bir ilgi ve sevgi aramak.
  • Zaman yakmak, zaman öldürmek.
  • Biz gösterilen her veriye, bilgiye hızlıca inanmak yada inandırılmak.
  • Kendimizden çok başkalarını takip etmek, özenmek.
  • Özel bilgilerimizi bilerek veya fark etmeden sunmak.
  • Reklam tacizine uğramak.
  • Olmadığımız kişilere bürünerek bu kişilikleri aktif kullanmak; örnek siyaset yapmak, polis olmak, yargıç olmak.
  • Cinsel özgürlük adı altında Pornografi ve cinsel yönelim pazarlaması.

Sosyal Medya’da nasıl ışık olabiliriz?

  • Sosyal medya da boşa vakit harcamayın, zaman öldürmeyin sadece belirli bir vakitte göz atın, ilgi alanlarınızı kontrol edin ve reklamlara dikkat vermeden çıkın.
  • Zincirleme akımları takip etmeyin.
  • Deprem, sel, ölüm, çocuk tacizi vb. konularda travmatik görüntüler, videolar yayınlamayın.
  • Dışarıda nasılsanız sosyal medyada da öyle olun. Tek bir yüzünüz olsun.
  • Başkalarını değil daha çok kendinizi takip edin. (özentilik anlamında) Fakat elbette doğru kişilerden ilham almayı bırakmayın.  
  • Tüm hayatınızı, özel zevklerinizi, ev ve ev halkınızı başkalarına alay konusu haline getirecek şekilde paylaşmayın.
  • Taraf tutmak adına, Sözünüze değer vermesi gerekecek kişilerin saygısını kaybedecek gönderileri ( post ) paylaşmayın.
  • Çevrenizi Sosyal Medya’nın iyi ve kötü yönleri konusunda uyarın

Bu maddeleri düzenli olarak uygularsanız, parlamaya ve farklı olmaya başlarsınız. Daha sonrasında “karanlığa ışık olmak” için tek bir adım atmanız gerekecek. ▼

► Uzmanlık alanınız nedir? Usta veya uzman olduğunuz yada uzmanlaşma yolunda ilerlediğiniz konuyu esas alarak çevrenizi bilgilendirmeye ve içerik üreticisi olmaya karar verebilirsiniz. Bu sizin ve çevrenizin ruhsal sağlığını koruyacaktır.

Kaynaklar:
Google Open University – Sosyal Medya ve İletişim ( 2020 ) Eğitim Kitabı “PDF” ( Google EAB EUROPE )

Translate »